Ana içeriğe geç
Seviye A2Kelime ve kalıplar5 dk okuma

İngilizce günlük konuşma kalıpları: duruma göre rehber

Günlük İngilizce konuşmanın büyük kısmı, her durumda tekrar eden birkaç hazır kalıpla yürür. Her yerde işe yarayan temel kalıplar, durumlara göre en gerekli cümleler, Türkçeden çevirince kaba duran ifadeler ve kalıpları kalıcı öğrenmenin yolu.

Yazan ,

Günlük İngilizce konuşmanın büyük kısmı, her durumda tekrar eden hazır kalıplarla yürür: selamlaşmak, bir şey istemek, anlamadığını söylemek, teşekkür etmek. Bu kalıpları bütün olarak öğrenen biri, grameri tam bilmese de kafede, yolda ya da telefonda derdini anlatabilir. Bu rehber önce her yerde işe yarayan temel kalıpları, sonra durumlara göre en gerekli cümleleri ve her durumun ayrıntılı rehberini gösterir.

Her durumda işe yarayan 10 kalıp

Temel kalıplar ve ne zaman kullanıldıkları
KalıpNe zaman?Türkçesi
Excuse me.Birinin dikkatini çekerken, yol isterkenAfedersiniz / Bakar mısınız?
Sorry, I don't understand.AnlamadığındaKusura bakmayın, anlamadım.
Could you say that again, please?Tekrar istemek içinTekrar söyler misiniz?
Could you speak more slowly, please?Konuşma hızlı geldiğindeBiraz daha yavaş konuşur musunuz?
How do you say … in English?Kelimeyi bilmediğinde…'nın İngilizcesi nedir?
Can I have …, please?Bir şey isterken… alabilir miyim?
I'd like …Sipariş verirken, kibar istekte… istiyorum / … rica ediyorum.
Where is …?Yer sorarken… nerede?
How much is it?Fiyat sorarkenNe kadar?
Thank you, that's very kind of you.Yardımdan sonraÇok teşekkürler, çok naziksiniz.

Bu on kalıbın ortak özelliği, konuşmayı kurtarmasıdır: kelimeyi bilmediğinde, karşındakini anlamadığında ya da bir şey istediğinde konuşma kopmadan devam eder. Yeni başlıyorsan önce bunları ezberle, sonra durumlara geç.

Tanışırken ve selamlaşırken

“Hi, I'm Deniz. Nice to meet you.” ve karşılığı “Nice to meet you too.” bir tanışmanın çoğunu karşılar. “How are you?” sorusu çoğu zaman gerçek bir soru değil, bir selamdır; kısa bir “I'm fine, thanks. And you?” yeterlidir. Yaş, iş ve nereli olduğunu anlatmanın kalıpları İngilizce kendini tanıtma yazısında.

Rica ederken, teşekkür ederken, özür dilerken

İngilizcede kibarlık çoğu zaman tek kelimeyle değil, sorunun biçimiyle kurulur: “Could you help me, please?” bir emirden çok bir ricadır. Küçük bir hata için “Sorry!”, birinin işini böldüğünde “Sorry to bother you, but…” denir. Durumlara göre ayrıntılı kalıplar rica, teşekkür ve özür kalıpları yazısında.

Kafede, markette ve restoranda

Sipariş vermenin en güvenli iki kalıbı “Can I have a tea, please?” ve “I'd like the soup, please.” cümleleridir. Kasada “Can I pay by card?” ve “Could I have a bag, please?” sık gerekir. Görevlinin soracağı “For here or to take away?” gibi soruların cevaplarıyla birlikte hazır diyaloglar markette ve kafede İngilizce yazısında; rezervasyon ve hesap için restoran rehberi de bu serinin içinde.

Yol sorarken ve ulaşımda

Yol sormaya “Excuse me, how do I get to the station?” ile başla; cevabı anlamazsan “Is it far?” ya da “Can I walk there?” gibi kısa sorularla netleştir. Yön kelimeleri (straight on, turn left, on the corner) ve bilet alma kalıpları yol tarifi ve ulaşım yazısında.

Telefonda ve randevu alırken

Telefon, yüzü ve eli görmediğimiz için en zor durumdur. “Hello, this is Deniz Kaya. I'm calling about…” ile kendini ve konunu baştan söylemek konuşmayı kolaylaştırır. Gün ve saat önerirken “Is Tuesday at ten OK for you?” gibi kapalı sorular, uzun açıklamalardan daha az karışıklık yaratır. Ayrıntılar randevu alma ve telefonda konuşma yazısında.

Seyahatte: havalimanı ve otel

Havalimanında görevlilerin soruları kalıplaşmıştır: “Can I see your passport, please?”, “Did you pack your bag yourself?”. Bu soruları önceden duymuş olmak, kısa ve doğru cevap vermeyi kolaylaştırır; check-in'den kapıya kadar kalıplar havalimanında İngilizce yazısında. Otelde ise en sık gereken cümle bir sorunu kibarca bildirmektir: “Sorry, the air conditioning in my room isn't working.”

Doktorda

Doktorda ilk cümle şikâyeti söylemektir: “I've got a headache.”, “My back hurts.” Ardından ne zamandır sürdüğü gelir: “since yesterday”, “for three days”. Belirtileri ve doktorun sorabileceği soruları doktorda İngilizce yazısı anlatıyor; acil bir durumda yerel acil numarasını aramak her zaman önce gelir.

Sohbet başlatırken

Tanımadığın biriyle kısa bir sohbet çoğu zaman ortak bir şeyle başlar: hava, yer, o anki durum. “Lovely day, isn't it?” ya da “Is this your first time here?” gibi bir soru yeterlidir; cevaba bir soru ekleyerek sohbeti sürdürürsün. Konular ve kalıplar small talk kalıpları yazısında.

Türkçeden çevirince kaba duran üç ifade

Türkçede “Bir çay verir misiniz?” kibardır, ama kelimesi kelimesine çevrilen “Give me a tea.” İngilizcede emir gibi duyulur; “Can I have a tea, please?” demek gerekir. İkincisi “I want…”: Türkçedeki “istiyorum” sipariş için doğaldır, İngilizcede ise “I'd like…” daha kibar kabul edilir. Üçüncüsü “please” kelimesinin yokluğudur: Türkçede ricayı fiil ekleri taşır (verir misiniz), İngilizcede bu işi çoğu zaman “please” ve “could” yapar.

Kalıpları kalıcı öğrenmek için

1. Kalıbı tek kelimelerine ayırma; “Could you say that again, please?” cümlesini bir bütün olarak sesli tekrar et. 2. Bir durumu baştan sona canlandır: kafeye girmek, sipariş vermek, ödemek, teşekkür etmek. 3. Bir sonraki gerçek fırsattan önce, örneğin bir yolculuktan önce, o durumun kalıplarını beş dakika gözden geçir. 4. Kullandığın ve işe yarayan kalıpları bir deftere yaz; bu liste senin kişisel konuşma rehberin olur.

Sık sorulan sorular

“Can I” mi “Could I” mı daha kibar?

İkisi de kibar ve günlük hayatta yaygındır. “Could I…?” biraz daha yumuşak duyulur; resmî bir ortamda ya da büyük bir ricada onu seçmek iyi olur. “Please” eklemek ikisini de kibarlaştırır.

Kalıp ezberlemek doğal konuşmayı engeller mi?

Hayır. Ana dili İngilizce olanlar da günlük konuşmada pek çok hazır kalıp kullanır. Kalıplar konuşmanın başlangıcıdır; zamanla içlerindeki kelimeleri değiştirerek kendi cümlelerini kurarsın.

Karşımdaki çok hızlı konuşursa ne yapmalıyım?

Bunu söylemekten çekinme: “Sorry, could you speak more slowly, please?” çok sık duyulan, tamamen doğal bir ricadır. Anladığın kısmı tekrar ederek kontrol etmek de işe yarar: “So, the second street on the left?”